Kategori: Ekonomi Politik

İngiltere AB’ye Neden Hayır Dedi

İngiltere AB'ye Neden Hayır Dedi

YABANCI İLGİSİ ÜLKE HALKINI NASIL VURUYOR? Londra’yı ele alalım. O kadar gözde bir yer ki tüm dünyanın yatırımı burada. Bu yoğun ilgi başta konut fiyatları ve kiralar olmak üzere tüm hayatı pahalılaştırıyor. O kadar ki orta sınıf bir İngilizin kendi ülkesinin başkentinde bir ev alması imkansız hale geliyor.

Ama Londra’da yaşayanlar % 60 oranında AB’ye evet dedi. Elbette, çünkü onlar Londra’da yaşayabilenler. Uluslararası açıklığın imkanlarından faydalananlar. Ama işçi sınıfının yaşadığı şehirlere bakıldığında AB’ye evet % 40’larda kalıyor. Çünkü onlar için AB üyeliği, yabancı ortaklık hayat pahalılığından başka birşey değil.

Peki yabancı ilgisi hayatı pahalılaştırdığı gibi ücretleri de artırmıyor mu? Pek değil. Açık olan ülkenin işgücü pazarı da açık olunca burada bir de yabancı işgücü rekabeti oluyor. Ücretler diğer ülkelere kıyasla artsa da ülke içinde bir alım gücü oluşturmuyor. Çünkü herşey çok pahalı. Yüksek ücretler üretimin de yurtdışına kayması demek. Bu da ülkeyi üretim yapmaktan çok rant sağlama yeri haline getiriyor.

İngiltere AB'ye Neden Hayır Dedi

Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatı yapması çok iyi. İyi ama bu aynı zamanda ülke içindekilere de yüksek fiyatlı tarım ürünü satılması anlamına geliyor. Çünkü zaten yabancı alıcı var.

Turizmin gelişmesi iyi. İyi iyi ama bu da fiyatların yükselmesi demek. Türizmci yerli turistin yüzüne bakmıyor. Kendi ülkenizde, kendinize ait denize giremez oluyorsunuz. Konut fiyatları aynı şekilde. Arap ev alıyor diye seviniyorsunuz ama o Arap olmasa siz ucuza ev sahibi olacaksınız.

İşte İngiltere uluslararası açıklığın görünmeyen bu yüzü nedeniyle AB’ye hayır dedi. Görünüşte herşey güzel. Londra’ya paralar akıyor. Ama sizin geliriniz artık orada yaşamaya yetmiyor. Herşey çok parlak gözükürken vatandaş derin bir sıkıntı yaşıyor. AB’ye hayır denilmesinin arka planı işte bu…

Tags : , , , , ,

Merkez Bankası faizleri indirdi, şimdi bankalar ne yapacak?

Türkiye Merkez Bankası, faizleri 50 baz puan indirerek faiz koridorunun üst bandını % 9.50 seviyesinden % 9’a çekti. Merkez Bankası’nın dört aydır üst üste yaptığı faiz indirimleri, bankaların vatandaşa uyguladığı kredi faizlerine nasıl yansıyacak. Bankalar artık faizleri geriye çekmeye başlayacak mı?

Bu sorunun cevabını bulmak için finans uzmanlarının konuyla ilgili yorumlarını bir araya getirdik. Finans uzmanları arasında ortak bir görüş birliği olmadığını görüyoruz. Ancak genel kanı özetle şöyle: Merkez Bankası faizleri indirdi ama bankalar faiz indirmek için bir süre daha bekleyecek.

İlerleyen dönemde bankalar da indirebilir

Kapital FX Araştırma Uzmanı Enver Erkan, şöyle bir yorum getiriyor: “Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam etmesi kredi maliyetlerine ilerleyen dönemlerde yansıyacaktır. Bu indirimler mevduat faizlerini genelde daha kısa sürede aşağı çekerken, kredilerde benzer ölçüde ve benzer sürede indirim olmamakta, kredi maliyetleri çok az ucuzlamaktadır.

Geniş resimde, Merkez Bankası resmi olarak halen sıkı para politikası uygulamaktadır. Merkez Bankası aynı zamanda bankalara aktardığı paranın faizini indirerek veya yükselterek de bankaların faiz oranlarını etkileyebilmektedir. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 8,40, gösterge tahvil faizi ise yüzde 8,98’dir. Kredi faizleri, söz konusu bu oranların da daha alt bantlara düşmesi durumunda anlamlı bir şekilde düşebilir. Marjinal fonlama oranının yüzde 9’a çekilmesi ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini de yüzde 8,40’lardan yüzde 8 bandına doğru çekecektir.”

Bankacılık sektörü için önemli…

ALB Forex Araştırma Uzmanı Rıdvan Baştürk ise faiz indiriminin kredilere etkisini şu şekilde değerlendirdi: “Merkez Bankası bugün yapmış olduğu Haziran ayı para politikası toplantısının ardından faiz koridorunun üst bandında 50 baz puan indirime gittiğini açıkladı. Böylelikle gecelik borç verme faiz oranı yüzde 9.50’den yüzde 9.00’a gerilemiş oldu. Mart ayında başlayan indirim süreci böylelikle devam etmiş oldu. Faiz koridorunun üst bandında yapılan bu indirim bankacılık borçlanma maliyetini de aşağı çekmeye devam edecektir. Yapılan faiz indirimlerinin ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini de aşağı çekmesi bankacılık sektörü açısından önemlidir.

Bankalarla pazarlık daha kolay olabilir

İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, şöyle konuştu: “Merkez Bankası, haziran ayı toplantısında gecelik fonlama faiz oranında üst bantta 50 baz puan düşürerek % 9.50 den % 9’a çekti. Bu beklentiler doğrultusunda bir gelişme oldu.

Özellikle gelişmiş ülkelerde sıfıra yakın faiz politikaları, hatta bazı ülkelerde negatif faiz oranları ile işlemler yapılması, Türkiye gibi 2016 yılına iyi başlayan bir ülkenin büyüme rakamlarının olumlu seyri, cari açığı aşağı yönlü hareketi ve uzun zamandan sonra çekirdek enflasyondaki düşüş Merkez Bankası’nı cesaretlendirmiş görünüyor.

Her ne kadar bazı kesimler; “Gösterge faiz oranlarındaki azalışlar piyasaya faiz oranlarına yansımıyor” şeklinde yorumlar yapıyor olsa da; biz KOBİ’ler ve tüccarlar kullandığımız reel kredi rakamlarının aşağı yönde oluştuğunu ve banka ile pazarlık gücümüzün arttığını net bir şekilde görüyoruz.”

Tags : , , , , , ,

SSK’sı olmayan sigortasız çalışan kredi alabilir mi?

Ülkemizde milyonlarca insanın sigortasız, SSK’sı olmadan çalıştığı bir gerçek. Bu insanlar hem ekonomiye büyük bir katkı sağlıyor, hem de büyük zorluklarla uğraşıyor. SSK kaydı olmadan, sigortasız çalışanların hayatı ve geleceği zaten büyük bir risk. Bunun üzerine bir de bankalar da kredi alamama sorunu ekleniyor.

SSK’sı olmayan, sigortasız çalışan bir kişiye bankalar kredi vermiyorlar. Bunun bazı istisnaları var ama ne yazık ki genel durum böyle. Bankalar kredi verecekleri insanlardan SGK hizmet dökümü belgesi istiyorlar. Böylece bankanın yeterli göreceği bir süre boyunca sigortalı çalışmakta olduğunuzu kanıtlamış oluyorsunuz. Yeni işe girmek, yeni sigortalı olmak da çoğu zaman yetmiyor. Genellikle en az 6 ay boyunca sigortalı bir işte çalışmış olmanıza bakıyorlar.

Sigortasız çalışan, SSK sigortası olmayan biri kredi alabilir mi? Bazı durumlarda alabiliyor. Örneğin kanıtlayabileceği başka bir geliri varsa. Kira geliri, faiz geliri gibi. Ama böyle bir geliri olan zaten hiç çalışmasa da kredi alabiliyor. Bir diğer riskli yol ise üzerinize olan mal varlığını ipotek ettirerek kredi çekmek. Bankalar bu durumda kredi verebiliyor, ancak bu yolu denemenizi hiç önermiyoruz. Kredi taksitlerini ödeyemediğiniz zaman eviniz, işyeriniz hacze uğrayabilir. Aileden kalan ya da yıllarca emek vererek sahip olduğunuz mal varlığınız düşük bedellerle satılabilir.

Ülkemizde sigortasız çalışmak sistemin sorunu. Bundan patronlar ve işverenler yararlanıyor. Sıkıntısı çekmek ise sigortasız çalışan insanlara kalıyor. Acı ama gerçek bu. Bu konuya devletin el atması gerekiyor. Çünkü sigortasız çalışmayı kabul eden insanların bunda bir suçu yok. Ancak ülkemizde genellikle para sahipleri korunduğu için bu konuda göstermelik çalışmalar dışında kalıcı bir çözüm bulunmuyor. Son dönemde gelen Suriyeli göçmen işgücü de insanların işverenlerle ücret ve sigorta pazarlığı yapmalarına engel oluyor.

Tags : , ,

Kredi Faizleri Düşecek mi? Ne Zaman Düşer?

Bugünlerde bankalardan kredi kullanmak isteyenlerin aklında aynı soru var: Kredi faiz oranları düşecek mi? Ne zaman düşecek? Uzun zamandır banka kredi faiz oranlarının düşeceğinden bahsediliyor. Ama bu konuda bir gelişme olmadı. 2014 yılında yükseliş eğilimine giren faiz oranları 2016 yılında da yüksek düzeyini koruyor.

Gerek ihtiyaç, gerek taşıt, gerekse konut kredilerindeki yüksek faiz oranları kredi kullanımını zorlaştırıyor, maliyetleri ve geri ödemeleri yükseltiyor. Aslında kredi faiz oranlarında bir düşüş olması için belirgin bir sebep yok. Yurtdışında Amerikan Merkez Bankası faizleri artırma sürecine girdi. Türkiye’ye giren fon akışı azaldı. Bu da kredinin daha zor bulunur hale gelmesine neden oldu. Bu arada mevduat faizleri arttı ve Türk bankalarının maliyetlerinde yükseliş yaşandı.

Son günlerde Türk Merkez Bankası’nın faiz oranlarını sembolik olarak düşürmesi kredi faiz oranlarının düşeceği yönündeki inancı yeniden artırdı. Avrupa’da faizlerin düşmesi ve dünyada eksi faiz uygulamasına geçilecek olması Türkiye’de de banka kredi oranlarının düşmesi beklentisi yaratıyor.

Ancak dünyada ekonomik büyümenin yavaşlaması ve Türkiye’ye yeterince para girişi olmaması faiz oranlarının düşmesini devamlı erteliyor. Yakın bir zamanda dünya ekonomisinin düzelmesi ihtimali ufukta gözükmüyor. Petrol fiyatlarının da düşüş trendine girmesi para sahiplerini korkutuyor. Bu nedenle dünyadaki risk iştahı azalıyor. Bu da Türkiye gibi riskli gözüken ülkelere giren para miktarını azaltıyor.

Bu nedenle Türkiye’de banka faiz oranlarının düşmesini beklemek şu an için hayalcilik gibi gözüküyor. ABD Merkez Bankası’nın faiz adımlarını temkinli atması geçici iyileşme dönemleri yaratacak olsa da Türkiye’ye eskisi gibi para girmiyor. Bu da banka kredi faizlerinin yüksek düzeylerde kalması demek. Son yıllarda yükselen enflasyon da bankaların kredi faiz oranlarını düşürmemesi için öne sürülen sebeplerden biri. Tüm bu nedenlerle yakın zamanlarda düşük faizli tüketici, taşıt ya da konut kredisi beklemek hayalcilik gibi gözüküyor.

Tags : , , , , , ,

Dolar’ın Bir Sonraki Hedefi 3.18 TL mi?

Dolar'ın Bir Sonraki Hedefi 3.18 TL mi?

Yeni yılla birlikte hareketlenen ve her gün kademe kademe yükselen Amerikan Doları, 6 Ocak Çarşamba sabahı erken saatlerde 3 TL’yi aşarak geçen yılki tırmanışına yeniden başladı. 1 Kasım seçimlerinde Akparti’nin tek başına iktidara gelmesiyle 2.80 TL seviyesine gerileyen doların 2.50’ye kadar ineceği tahmin edilirken yeni yılla birlikte bu yükseliş piyasalarda tedirginlik boyutunu artırdı. Vatandaş cephesinde aynı endişe hakimdi. Yağmur gibi yağan zamların ardından doların da 3 TL’yi aşmasıyla birlikte “Neler oluyor böyle? Daha ne kadar çıkacak?” sorusu sorulmaya başladı.

Piyasa uzmanları dolardaki yükselişi çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Bunların başında Türkiye’nin jeopolitik riskleri geliyor. Suriye’de giderek hızlanan iç savaş ortamı, Rusya ile yaşanan uçak krizi devam ederken bunlara bir de Suudi Arabistan – İran gerginliğinin eklenmesiyle ülkenin jeopolitik riskleri daha da artmış bulunuyor. Bu riskler, Türkiye’ye yabancı para sokan portföy yatarımcılarını tedirgin ediyor, giriş yapmak yerine “bekle – gör politikası” izlenmesine yol açıyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Standart & Poors’un son yayınlanan raporunda “TL sat, Dolar al” tavsiyesinde bulunması da yatıkımcıların endişesini artırdı. Aynı kuruluşun bu yıl içinde Doların 3.18 TL seviyesine yükseleceğini tahmin etmesiyle birlikte yabancıların hızla çıkış yaptığı gözlendi. Yeni döviz girişi olmadığı gibi mevcut yatıkımcılar da Türkiye’den çıkıp daha güvenli ülkelere gitmeye başladılar.

Doların yeniden 3 TL’yi geçmesini tetikleyen sebeplerden birisi de, önümüzdeki kısa vadede başkanlık ve anayasa referandumlarıyla ilgili tartışmaların hız kazanması… Başkanlık ve anayasa referandumlarının siyasiler tarafından dillendirilmesi, yabancı yatırımcıyı tedirgin ediyor. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın görev süresinin Nisan ayında dolacak olması ve yerine yeni başkanın hükümet tarafından seçilecek olması da kafaları karıştırıyor ve “Merkez Bankası bağımsız olmalı mı, olmamalı mı?” tartışmasının yeniden alevlenmesinden korkuluyor.

Jeopolitik risk, yüksek enflasyon rakamı, piyasaların bir “hikaye” yaratamaması, Merkez Bankası’nın hareketsiz kalması, Başkanlık ve anayasa referandumları, Suudi Arabistan – İran gerginliği, Rusya ile yaşanmakta olan kriz, Suriye’deki iç savaş, Güneydoğu’da devam eden terör olayları gibi olumsuzlukların birbirine eklenmesi sonucunda önümüzdeki kısa vadede doların 3 TL’nin altına gevşemesi beklenmiyor. Piyasa uzmanları dolarda düşüş yerine yükseliş beklentisinin daha olası olduğundan dem vurarak endişelerini dile getiriyorlar. Özellikle de kısa vadede 3.18 TL’ye tırmanmasından endişe ettiklerini gizlemiyorlar.

Tags : , , , , , ,

Seçim Bitti. Doların Durumu Ne Olacak?

Seçim Bitti. Doların Durumu Ne Olacak?

Türkiye’de 1 Kasım’da yapılan erken genel seçimin kesin galiba Akparti oldu. Geçerli oyların yüzde 49’unu alan Akparti, meclisteki çoğunluğu da yeniden ele geçirerek tek başına iktidar oldu. Seçimin bu şekilde bitmesinin hemen ardından bu sonuca mutlu olan yabancılar, dolar satarak Türk Lirası almaya başlayınca doların kısa bir an da olsa 2.85 TL seviyesine kadar gerilediği görüldü. Dolar bozduranların önemli bir bölümünün yerli yatırımcılar olduğu, yabancıların ise kar realizasyonu yaptığı bildirildi.

Ancak, “Daha da düşecek” denilen dolar, bu seviyede çok fazla kalamadı ve 2 Kasım Pazartesi günü akşam üzeri saatlerinde yeniden 2.80 seviyesini aşarak 2.83’e kadar çıktı. 3 Kasım Salı günü ise 2.85 TL seviyesine geldi. Böylece doların 2.70’lere düşeceğini öngörenler, bu defaki tek parti iktidarının 2011 yılındaki gibi olmayacağını görmüş oldular. Doların bir daha 2.70’lere inmeyeceği, hatta ABD’den gelecek verilerle birlikte önümüzdeki günlerde yeniden 3.00 TL’nin üzerine çıkacağı endişesi yayıldı.

Peki, Akparti neden tek başına iktidar olduğu halde dolarda 2011 yılında görülen düşüş bu defa olmadı? 2.60’ları hayal eden yatırımcılar, neden 3.00 TL’nin de üzerine çıkacağı endişesine kapıldılar. Tek parti iktidarına rağmen bu tedirginlik neden oluştu?

Piyasa uzmanları, bu defaki tek parti iktidarının öncekinden farklı olduğu düşüncesini savunuyorlar. Yabancı yatırımcının Akparti – CHP koalisyonunu satın aldığını, tek parti iktidarı öngörmediğini düşünüyorlar. Yabancıla tek parti iktidarına memnun oldu olmasına ama Akparti’nin bu dönemde milli ekonomi politikası uygulayacağı, dolasısıyla dolarda artık serbest düşüş olmayacağından korkuyorlar. Ekonominin başına Ali Babacan’ın geçip geçmeyeceği de henüz bilinmediği ve bu konuda hükümet çevresinden haber alınamadığı için endişeleri devam ediyor.

Tüm bunların üzerine 3 Kasım salı sabahından itibaren başkanlık tartışmasının alevlenmesi tuz biber ekti. Yalçın Akdoğan’ın yaptığı “Bu sisteme artık sığamıyoruz, başkanlık sistemine geçmeyi zorlayacağız” şeklindeki açıklamalar, Borsa İstanbul’daki yatırımcının moralini bozarken borsa düştü, dolar 2.85 seviyesine yeniden dayandı. Tek parti iktidarının ekonomik reformlara odaklanmasını bekleyen yabancı yatırımcılar, hayal kırıklığına uğrayınca dolardaki yükseliş yeniden başladı.

Piyasa uzmanlarına göre önümüzdeki günlerde ve haftalarda başkanlık tartışması siyasi gündeme damgasını vuracak gibi görünüyor. Başkanlık sistemine CHP’nin şiddetle karşı çıkıyor olması, yeni anayasa yapımını güçleştireceği gibi tartışmaların alevlenmesi bekleniyor. Bunlara ek olarak ABD Merkez Bankası FED’in faiz artış sinyali vereceği her açıklama Türkiye’deki endişeyi artırıyor.

Ayrıca başta Fitch ve Moody’s olmak üzere kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’deki bankacılık sistemine ve özel şirketlerin kısa vadeli borçlarına yönelik olumsuz açıklamaların artması, dolarda bir daha geri dönüş olmayacağı sinyalini veriyor. Özetle, bundan sonrasında tek başına Akparti iktidarı olsa bile, 2011’deki “ekonomi sihirbazı Akparti” dönemine dönmek imkansız gibi görünüyor.

Tags : , , , , ,